Mehmet Ömür ile Iphone Fotograf ve Sanatı Atölyesi / 26 Mayıs 2017 Cuma

“EN İYİ FOTOGRAF MAKİNESİ YANINIZDAKİ FOTOGRAF MAKİNESİDİR”
Günümüzde iPhone fotografçılığına 15 sene önce dijital fotografçılığa bakıldığı gibi bakılıyor. Alışkanlıkları kırmakta, tutuculuktan kurtulmakta güçlük çekiyoruz. Ancak günümüzde yeniliklere zamanında uyum sağlayanlar öne çıkabiliyor. Dijital devrim olalı ve sosyal medya araçları yaşamımızda önemli bir yer kaplayalı beri, bazı şeyler değişti. Değişmeye devam ediyor ve edecek. Dijital devrim global düzeyde sanata bakışı ve sanat anlayışını da değiştiriyor. Dünya'nın çeşitli merkezlerinde sadece mobil aygıtlarla (iPhone, iPad ve artık Android’ler) yapılmış eserlere yer veren galerilerin sayısı her geçen gün artıyor.

Resim, heykel, mimari, müzik ve edebiyat klasik kabul edilmiş sanat alanlarıdır. Bugün bunların arasına fotograf ve enstalasyon da girdi. Daha önceleri fotografa “Bir düğmeye basılıyor alet iş yapıyor" gözüyle bakılırdı. 20. yüzyılın ortasında Ansel Adams, Edward Weston ve Imogen Cunningham fotografa bakışın değişmesini sağladı. Ama tartışma bitmedi, hala devam ediyor.

Fotograf sanatının sınırları olmadığının artık ortaya çıktığı bir gerçektir. Daha doğrusu sınırların esnek olduğunu, zaman ve mekana göre esneyebildiğini görülüyor. Bugün de "mobile sanat" denilen, elimizdeki küçük aletler ve Facebook, Flickr ve Instagram gibi sosyal ağların aracılığı ile her gün yayılan sanat dalının popülerliği önüne geçilebilecek gibi durmuyor. Aslında konu daha da derin. Bu konuyla yakından ilgilenen bir topluluk var. Bunlar bu yeni mecranın gücünü aynı fotografın ilk öncüleri gibi deniyorlar. Örneğin Theappwhisperer, iPhoneArt.com vs. gibi gruplar birbirleriyle yakın temas halinde, bu mecrayı geliştirmeye çalışıyorlar. Aslında bu elimizdeki küçük aletlerle ilgili bir konu değil, diğer tüm sanat dallarında olduğu gibi sanatçının gözü ile ilgili de bir konu.

Mobil araçlar ortaya yeni olanaklar çıkardı. iPhone her an yanımızda ve güçlü bir aygıt. Süratli ve basit. Etkili ve etkileşim sağlayan bir araç.


TÜM EĞİTİM PROGRAMLARIMIZ ÖZEL OLARAK TASARLANMIŞTIR. BU ATÖLYEMİZ 15 KİŞİYLE SINIRLIDIR.

MEHMET ÖMÜR İLE IPHONE FOTOGRAF VE SANATI ATÖLYESİ DERS PROGRAMI
26 MAYIS 2017 CUMA | Pazar günü 11:00 - 17:00, toplam 1 gün | Ücret: 300 TL (*)



11:00 - 11:30 / iPhone kullanımı, temel bilgileri, aksesuarları
12:00 - 13:00 / Temel fotograf prensipleri ve Snapseed
13:00 - 14:00 / Yemek molası ve eksik application (uygulama) yüklenmesi
14:00 - 15:00 / Application'lar (uygulamalar) ve iPhone sanatı temel bilgileri
15:30 - 16:30 / iPhone sanatı uygulamaları

Bu atölye teorik ve pratik çalışmaların birlikte yürütüldüğü bir programdır. Katılımcıların iPhone telefon kullanıcısı olması gerekmektedir. Kayıt olan katılımcılara yüklemeleri gereken application (uygulama) listesi gönderilecektir.  


(*) ART LOFT - FOTOTREK ÜYELERİ bu eğitim programından 50 TL özel indirim ile 250 TL ödeyerek yararlanabilirler.


Atölye dönemine kayıt olabilmek için Garanti Bankası Cihangir Şubesi (575 Şube Kodu) 6697903 numaralı Cenk GENÇDİŞ adına olan hesaba
(IBAN TR66 0006 2000 5750 0006 6979 03) seminerin ücreti olan 300 TL'yi (ART LOFT - FOTOTREK Üyesi iseniz 250 TL'yi) yatırıp dekontu info@artloftistanbul.com veya info@fototrek.com adresine mail olarak göndermeniz gerekmektedir. Dekontu bankadan direkt olarak değil, iletişim bilgilerinizi ekleyerek kendi mailinizden göndermeniz gerekmektedir.

Önemli Not:
Dekontun açıklama kısmına "Adınız - Soyadınız ve katılmak istediğiniz semineri" yazmanız gerekmektedir!
Örnek: Adınız Soyadınız / IPhone Atölyesi
Ödemenizi yapmadan kaydınız alınmamaktadır.



Mehmet ÖMÜR
Lise ve üniversite yıllarında fotografla uğraşan Mehmet Ömür, yoğun tempolu doktorluk mesleği nedeniyle çok sevdiği fotografçılığa 25 yıl kadar ara vermek zorunda kaldı; ‘hâlâ geç değil’ diyerek 50’li yaşlarında yeniden makineyi eline aldı. Paris’teki CE3P Ecole de l’image’da fotograf eğitimi alan Ömür eserlerini, yurtiçi ve yurtdışında çeşitli kişisel ve karma sergilerde sanatseverlerle paylaştı.

İlk sergisinde ‘manipüle’ edilmiş İstanbul fotografları yer veren Mehmet Ömür, deklanşöre kâh Paris sokaklarında kâh bir Beyoğlu gecesinde, kah Kapadokya’nın mistik ortamında basarak ortaya çıkardığı fotograflarında ‘göze görünmeyen’ görselliklerin peşine düştüğünü anlatıyor: “Gözümüze gelen görseller var bir de gelmeyen görseller. Ben bu gelmeyenleri aradım. Enstantane çok kısa olduğu zaman, çok kısa süreli bir ışık alıyorsunuz ama süreyi uzattığınızda zamanın akışında ışık farklı şekillerde görünebiliyor.”

Bu yöntem Ömür için sürekli sürprizlerle karşılaşmak demek. Çünkü karede neyin yer alacağı hiç bir zaman önceden bilinemiyor: “Çeker çekmez hemen dönüp bakıyorum ve bu bana büyük heyecan veriyor. Karanlığın içinden bilmediğiniz bir şey çıkarıyorsunuz.”

Mehmet Ömür amaçlarından birinin izleyiciye çağrışım yaptırmak olduğunu söylüyor: “Fotograflar bana farklı çağırışımlar yaptırıyor, farklı insanlara da farklı çağrışımlar. Bu çok güzel bir şey. Aslında her fotograf kendi söyleyeceğini söyler. Fotografçının onun altına birtakım izahlar koymasına gerek yoktur. Bu, klasik fotografta da söz konusu, ben bunu biraz daha ileriyle taşımaya çalıştım, insanlar anlamlandırmakta biraz daha gayret sarf etsin istedim.”

Fotograf Prof. Dr. Mehmet Ömür için bir tutku. Makinesini yanından hiç ayırmıyor. Ruhunun derinlerindeki ihtiyaçlarını, fotografı araç olarak kullanarak doyurmaya çalıştığını söylüyor.

“Sözlerle ifade edemediğim şeyleri gösterebilmek için deklanşöre basıyorum. Bunu bir gezi sırasında, bir yemekte veya özel bir anda da yapabiliyorum’ diyen Ömür fotograf çekmek için zaman, mekân veya ışık tanımayanlardan. Bazen projelerini gerçekleştirmek için fotograf çekiyor, bazen de güzellikleri ölümsüzleştirmek için.